11 ŞUBAT 2010

 
DIŞİŞLERİ BAKANI ÖZGÜRGÜN: “MÜZAKERELER DEVAM EDERKEN RUM YANLISI KARARLAR ÜRETMEK, ÜÇÜNCÜ TARAFLARIN KIBRIS KONUSUNDA YAPTIĞI STRATEJİK BİR HATADIR”
 
Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, bugün yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Parlamentosu’nun dün gerçekleştirdiği oturumunda Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin bir kez daha yanlı bir karar ürettiğini belirtti. 
 
Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin olarak yapmış olduğu değerlendirmede, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde çaba göstermesi gereken taraf Türkiye’ymiş gibi bir tutum benimsediğini ifade eden Özgürgün, bunun yanıltıcı olduğu kadar adaletsiz ve yanlı bir tutum olduğunu vurguladı. 
 
Özgürgün, “Türkiye, Kıbrıs müzakerelerine gereken desteği her zaman vermiştir. Adada adil, kalıcı ve kapsamlı bir anlaşmaya varılabilmesi için üzerine düşeni yapmış ve yapmaktadır. Devam etmekte olan süreci zora sokmaya veya yavaşlatmaya çalışan taraf Rum tarafı iken, Türkiye’nin garantör ülkelerin de bir araya gelmesini öngören ve sürece ivme kazandıracak öneriler sunduğu;  müzakere sürecinde bir takvim belirlenmesi, BM’nin daha aktif rol üstlenmesi amacıyla girişimlerde bulunduğu unutulmamalıdır” dedi.
Sadece Türkiye’nin aktif desteğiyle Kıbrıs konusunun çözümlenebileceği imajını yaratmanın Kıbrıs’taki sürece zarar verdiğini dile getiren Özgürgün, Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyon devam ederken, AB’nin izolasyonun sona erdirilmesi yönünde vermiş olduğu taahhütlerini yerine getirmemiş, Doğrudan Ticaret Tüzüğünü rafa kaldırmışken, AB kurumlarının Türkiye’yi Kıbrıs konusunda sorumlu tutmaya çalışmasının kabul edilmez olduğunu vurguladı.
 
Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Avrupa Parlamentosu kararında Maraş konusuna da yer verildiğini anımsatarak şunları kaydetti:
 
“Maraş’ın, Rum tarafının siyasi ortağını devletin tüm kurumlarından atarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal etmesi sonucu Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğini tayin etme hakkını kullanarak kurduğu KKTC’nin topraklarının bir parçası olduğunu bir kez daha Avrupa Parlamentosu vekillerine hatırlatmak isteriz.
 
AP üyeleri, Maraş’ın  bütünüyle KKTC egemenlik ve yetki alanında olduğunu bilmeleri gerekir. Bunun ötesinde Maraş büyük oranda ata yadigarı Türk Vakıf arazileri üzerinde kurulmuş bulunmaktadır ve bilindiği üzere bu Vakıf arazileri İngiliz Sömürge İdaresi ve Rum işbirliği ile yasadışı olarak Evkaf Yönetiminden alınarak Rumlara dağıtılmıştı.”
 
AP’nin, kararında “Kayıp Şahıslar Komitesi” çalışmalarına da değinildiğini ve komitenin yeniden çalışmalarına başlamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirttiğini ifade eden Özgürgün, bu konuda ise şunları söyledi:
 
“Uzun yıllardan beri iki tarafın temsilcilerinin işbirliğiyle bir çalışma programına bağlı olarak görev yapan Komitenin çalışmalarına sanki yeni başlamış gibi değinilmiş olması yanıltıcıdır. 
 
Bu durum, ne yazık ki AP’nin Kıbrıs konusunun detaylarından ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Ayrıca Komite’nin çalışmaları tarafların liderlerinin de mutabakatıyla siyasileştirilmeden sürdürülmekte olup AP’nin Türkiye’ye bu konuda çağrıda bulunması da sakıncalı bir tutumdur.” 
 
Özgürgün, Kıbrıs’taki dini azınlıkların haklarına dair Türkiye’ye çağrıda bulunulmasının ise kabul edilmez bir yaklaşım olduğunu ifade ederek, “Karara konu Maronitlerin temel haklarından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve yetkilileri sorumludur. Söz konusu dini azınlık her türlü dini inançlarını yerine getirebilecek özgürlüğe de sahiptirler” dedi.
 
Hüseyin Özgürgün açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:
 
 “Sürekli olarak Kıbrıs konusunun çeşitli unsurlarını, uluslararası tanınmışlığını ve tek yanlı AB üyeliğini ülkemiz ve Anavatan Türkiye aleyhine kullanarak görüşme masası dışında halletme yolunu seçen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderliğinin görüşlerine itibar edilerek alınan bu tür kararlar,  üçüncü tarafların adaletli ve dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Daha da önemlisi, bu tür kararlar müzakere sürecine de olumsuz etki yapmaktadır. 
Kıbrıs’ta kalıcı bir anlaşmaya varmak amacıyla müzakereler devam ederken Rum yanlısı kararlar üretmenin, üçüncü tarafların Kıbrıs konusunda yaptığı stratejik bir hata olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz.”
 
 TC BAŞBAKANI ERDOĞAN, AB BÜYÜKELÇİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ
 
Erdoğan, Başbakanlık Konutu'nda AB ülkelerinin büyükelçileriyle öğle yemeğinde bir araya geldi.
 
Yemekte yaptığı konuşmada Kıbrıs'ta devam eden kapsamlı çözüm müzakerelerine de değinen Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin adil ve kalıcı bir çözüme en kısa zamanda kavuşması yönünde anavatan ve garantör olarak desteklerinin sürdüğünü söyledi. 
 
Erdoğan bu yolda bir adım önde olma politikasının 'kazan-kazan' ilkesine göre devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
 
''Hepinizin yakından bildiği üzere, Kıbrıs Türk tarafının yönetim ve güç paylaşımı başlığı altında 4 Ocak tarihli önerisi müzakere sürecinde gerçek bir atılım şansı sunmuş, Kıbrıs Türk tarafı bu yönde büyük bir esneklik göstermiştir. Biz de Türkiye olarak paketin sunulmasında kendilerini teşvik ettik. Kuşkusuz bu açılımın kıymetinin bilinmesi ve çözüm yönünde bu fırsatın değerlendirilmesi gerekiyor. Böylece yönetim ve yetki paylaşımı başlığı kapatılabilecek, görüşmelere ivme kazandırılarak diğer alanlarda ilerleme sağlanacak, neredeyse iki yıldır devam eden müzakere sürecinde sonuca ulaşmak mümkün olabilecektir.''
 
Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un 1 Şubatta Kıbrıs'ı ziyaretinde Birleşmiş Milletlerin kapsamlı çözüm müzakerelerinin başarısına önem atfettiğini anımsatarak, BM'nin geçen yılki Genel Kurulu'nda kendisine bizzat müzakerelere katılmasında fayda olduğunu ilettiğini söyledi.  Erdoğan, ''4.5 ay tehirle bu gerçekleşmiş oldu. Ve bugüne kadar Kıbrıs Rum tarafının uzlaşıyı geciktiren tavrını ısrarla koruduğunu burada da dikkatinize getirmek isterim. Müzakerelerin ebediyen devam edemeyeceği açıktır. Adada statükonun mağduru çözüm iradesini kanıtlamış olan Kıbrıs Türk tarafıdır. Ve buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki kısa dönem, sürecin akıbeti açısından hayati önem arz ediyor. Kıbrıs Rum tarafının çözüm yolunda gerekli iradeyi göstermeye teşvik edilmesi hususunda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin özel sorumluluğu olduğuna inanıyoruz'' diye konuştu.
 
Konuşmasında Avrupa Parlamentosu Raporu'na da değinen Erdoğan, şunları söyledi:
 
''Burada bir gerçeği özellikle vurgulamak istiyorum, Avrupa Parlamentosu raporu üzerinde durmak durumundayım. Bu raporda esas itibarıyla tek taraflı, gerçeklerle bağdaşmayan ve tarafımızdan kabulü mümkün olmayan unsurlara yer verildiği ve katılım sürecine olumsuz tesir edebilecek bir üslubun burada benimsendiği görülmektedir. 
 
Raporda Türkiye'den beklenenler sıralanırken Avrupa Birliğinin Türkiye'ye karşı yerine getirmediği taahhütlere değinilmemiş olması ayrıca düşündürücüdür. Raporda Kıbrıs'ta devam eden kapsamlı müzakereler ve Kıbrıs Türk tarafının yapıcı, çözüme dönük gayretleri adeta hiçe sayılmış ve Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasında sorumluluğu olanlarla ilgili gerçekler maalesef görmezden gelinmiştir. Bunu bizzat yaşayan birisi olarak söylüyorum. Ve bu müzakerelerde kaçan taraf her zaman Güney Kıbrıs Rum yönetimi olmuştur. Ve maalesef garantör ülke olarak Yunanistan olmuştur. Ve bunu Burgenstock'da bizzat yaşadım. Ve Annan Planı'nın o ifadesi çok açıktır, 'bunu erteleyelim' diyen Yunanistan ve Güney Kıbrıs olmuştur. Ve o toplantıda Papadopulos ve Karamanlis, onlar masadan çekilirken biz söz verdik 'hayır burada bugün bu işin bitmesi lazım' demişizdir. İmzayı atmışızdır ve bir hafta sonra referandum yapılmıştır. 
 
Her zaman söylüyoruz, yine söyleyeceğiz, ne olmuştur referandumda? Kuzey Kıbrıs'ta Annan Planı'na yüzde 65 'evet' çıkarken Güney Kıbrıs'ta yüzde 75 'hayır' çıkmıştır. Nasıl oluyor da hala burada Türkiye ve Kıbrıslı Türkler suçlu hale getiriliyor. Bu Avrupa Parlamentosunun gözü kör müdür Allah aşkına? Bunu söylemeyeceğiz de neyi söyleyeceğiz? Biraz gözleri açsınlar. Kulaklarını doğruya, hakikate açsınlar. Ve bu dilleri doğruyu, gerçekleri konuşsun. Eğer bu adaleti bunlar görmezden gelirlerse bu adalet bir gün onlara da muhakkak lazım olacak. Bugün bunu burada dile getirmemeyi kendime hakaret, saygısızlık olarak görüyorum. Onun için sizlerin huzurunda bunu söylemek durumundayım. Her türlü adalet duygusundan uzak olan bu yaklaşım, en hafif tabiriyle büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Avrupa Parlamentosunun işlevinin, Kıbrıs Rum tarafının sözcüsü gibi davranmak ve tüm mesnetsiz iddia ve taleplerini karşılamak olmaması gerekir. Avrupa Parlamentosunun yeni yasama dönemindeki Türkiye ile ilgili bu ilk sınavında iç politika saiklerine rehin düştüğünü görmekten üzüntü duyuyoruz.''
 
KKTC'NİN ALMANYA FAHRİ KONSOLOSU ÖZDEMİR, KKTC HAKKINDAKİ TALEPLERİ ELEŞTİRDİ
 
KKTC'nin Almanya Fahri Konsolosu Kandemir Özdemir, Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi ve Maraş'ın Rumlara açılması gibi talepleri içeren raporunu eleştirdi.
 
Özdemir, Düsseldorf kentinde Türk İnisiyatifi Dernekleri Başkanı İsa İlyasoğlu ile düzenlediği basın toplantısında, "Bu karar Avrupa Parlamentosunda kendi menfaatleri ve Rum lobisini memnun etmek için çifte standart uygulandığının bir kanıtı olup, KKTC'nin tümünün Rumlara hediye edilme girişimidir" şeklinde konuştu.
 
Kararın taraflı siyasi yaklaşımları yansıtmakta olduğunu kaydeden Özdemir, "Ayrıca bu karar, Kıbrıs'ta yürütülen ve BM parametrelerinin esas alındığı müzakerelere ters düşmektedir" dedi. 
 
Özdemir, AP'nin bu kararı kabul etmekle temel demokratik prensipleri çiğnediğini ve ihlal ettiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Kabul edilen bu kararda, Türkiye'den göç ettiği söylenen kişilerin KKTC vatandaşı olduğunu belirtmek isteriz. Alınan bu karar KKTC'nin şimdiye kadar yapılan müzakerelerde iyi niyetli ve yapıcı tutumunun aslında ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Zira bu açıklamalarıyla müzakere süreci Rumların lehine yönlendirilmek istenmektedir. AB, daha önce KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılması yönündeki taahhüdüne de uymadığını ve buna uymayacağını açıkça göstermektedir. Bu kararı alan politikacılar, tarafsızlıklarına ve saygınlıklarına gölge düşürmüşlerdir."
 
TALAT - HRİSTOFYAS GÖRÜŞMELERİNİN TARİHLERİ GELECEK HAFTA BELLİ OLACAK
 
Cumhurbaşkanlığı AB ve BM ile İlişkilerden Sorumlu Temsilci Özdil Nami, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas arasında Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde yapılacak görüşmelerin tarihlerinin ve yoğunluğunun gelecek hafta belli olacağını belirtti.
 
Özdil Nami, iki lider arasında Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacıyla devam eden müzakere süreci çerçevesinde yapılacak görüşmelerin tarihlerinin gelecek hafta Kıbrıs Rum Yönetimi Liderinin temsilcisi Yorgos Yakovu’yla gerçekleştireceği görüşmede belli olacağını söyledi.
 
Nami, Kıbrıs Rum yönetiminin Cumhurbaşkanlığı Seçimleri öncesinde 4 görüşme önerdiğini, ancak bunun yeterli bulunmamamsı üzerine Türk Tarafının 4 görüşme daha yapılmasını teklif ettiğini belirtti.
 
Nami, görüşme tarih ve yoğunluğu konusunda Yakovu’yla gelecek hafta yapılmasını bekledikleri görüşmenin tarihinin ise henüz belli olmadığını ifade etti.
 
 
 
 

The Representative Office of the Turkish Republic of Northern Cyprus in Germany at Werl.
Dr. Kandemir Özdemir, Representative Office of the Turkish Republic of Northern Cyprus
Role and duties of the Representative Office

In most cases, the Representative Office is a citizen of the receiving state, i.e. the country in which he is representing the interests of the sending state. Dr Kandemir Özdemir of the University of Ankara is a German citizen..